25 Nisan 2018 Çarşamba

''PİŞMAN MIYIM, DEĞİL Mİ?''

Pişmanlık hayatımızın her yanını sardı. Söyleyemediklerimizin pişmanlığı, sevmediklerimizin ya da sevdiklerimizin pişmanlığı, az/çok sevmenin pişmanlığı. Ya çok geç oluyor bir şeyleri söylemek için ya da ortada söylenecek söz kalmıyor bazen, bazen de söyleyeceğiniz kişi çok uzaklarda olabiliyor. Her şeyin geri dönüşü var ama 'ölüm' başka şey. Onun ne geri dönüşü var ne telafisi. Dünya yıkılsa yerine gelmeyecek olan biri var sadece. O yüzden sevecekseniz şimdi sevin, söyleyecekseniz şimdi durmadan söyleyin konuşun. Yarın değil, bugün. Hatta hemen şimdi! Daha fazla vakit kaybetmeden.
Söylediniz ve beklediğinizi göremediniz mi? Bunun da var pişmanlığı. ''Neden söyledim ki şimdi?'' Pişmanlığı. Ama önemi yok, siz söylediniz attınız içinizdekileri. Artık pişman olma sırası karşınızdakinde. Zaman geçecek ve anlayacak, neden olumsuz bir tepki verdim ki diye pişman olacak ama siz belki bıraktığı yerde kalmayacaksınız.
İşte bu nokta kırılma noktası. Ben sevdim mesela, çok güzel sevdim. Kitaplara, filmlere konu olacak kadar sevdim. Sevgimle aşmaya çalıştım her şeyi, aşardım da. Ama karşınızdaki size aştığınız her engelden sonra bir yenisini yapıyor ve öylece sizin acı çekmenizi izleyip, 'Ben neden sana bir engel inşa ettim?' diye sorgulamak yerine, dalgalanmama sebep olup, ''Dalgaların beni boğduğu için bunu yaptım!'' diyorsa. Başka şeylerin arkasına sığınıyorsa yapacak bir şeyiniz kalmıyor. O engellerin çevresinde yine dolanıyorsunuz ama iyi niyetinizle. Ufak bir hareket görseniz yine o engeli aşmak için yaralandığınız bin yerinize aldırmadan mücadele vereceksiniz ama işareti bırakın üzerinize kızgın ateşler püskürtüyor sizi kaçırmak için.
Ya iyi niyetinizi bir kenara bırakıp, o engelleri aşmak yerine paramparça edeceksiniz karşınızdakinin yaptığı gibi ya da çekip gideceksiniz. Ne yapmak gerekir inanın bende bilmiyorum ama benim yüzüm ak, gururum tertemiz. Pişman değilim hiç bir şeyden en güzeli de bu. Yine sever miyim birini orası muamma ama bir daha asla bu kadar yara almayacağım kesin. Ben elimden gelenin fazlasının, fazlasını yaptım ve yaparım da. Ben böyle gördüm, böyle öğrendim.
İçimdeki iyiliği yok etmeye çalıştıkça daha fazla iyilikle karşıladım onları.
Vurdular, ''Elin acıdı mı?'' diye sordum. Oysa ben kan revan içindeyken buna sebep olan kişi dışında herkes ''İyi misin?'' Diye sorarken ben yine beni bu hale sokan insana sığındım.
İçeride bir yerlerde ufak bir iyilik kıpırtısı gördüm çünkü, çünkü ben pes etmeyi seçmedim.
''Ben kötüyüm, pes ediyorum, bırakıyorum.'' diyecek kadar da basit ve zayıf değildim.
Savaşım hep devam edecek, başkalarının verdiği savaşa da yardım edicem. Başkalarına yardım ettikçe daha da güçlenicem. İçimdeki iyiliği besleyip, kötülüğü aç bırakıcam. Acı çekicem hem de fazlasıyla ama durmadan gittiği yere kadar devam edicem.
Hiç bir şey bilmiyorum zannedilecek ama biliyorum. Sadece susuyorum, konuşursam çok ağır konuşacağımı da biliyorum. Hiç sevilmemiş olmanın acısı, ''Seni sevmiyorum'' cümlesi yankılanıyor her yerimde. Herkes ne yaşattıysa yaşar buna inanıp buna sığınıyorum. Birinin mutsuzluğundan, yeni bir hayat inşa etmenin çok uzun sürmeyeceğini de biliyorum. Ben iyileşirken, kendime koca koca şehirler inşa ederken, benim mutsuzluğumla yapılan her şey teker teker yerle bir olacak.
Fakat benim yeni şehrimde kapım, beni yerle bir edenlere de açık olacak. Her zaman her şeyi aşabilecek olmanın inancı ayakta tutacak beni ve hayatın üzülmek, kalp kırmak için çok kısa olduğu bilinci.
O yüzden kafanızı şu an nereye vuruyorsanız vurun ve kendinize gelin. Bu hayatta aşılmayacak tek şey ''Ölüm'' onun dışındaki her şey aşılabilir. Yeter ki siz inanın. Yanınızda bunu aşabilirsin, aşabiliriz! diyen biri varsa hele ne mutlu size. O kişiyi elinizin tersiyle itmek yerine yanınıza alıp verin savaşınızı, güzel günlere yol açın. Baştan başlayın daha geç olmadan. Kırdığınız insanlardan özür dileyin, sizi kıran insanlardan da dileyin ''Ne kadar kaba bir insan olduğunu anlamadığım için özür dilerim, benim iyi niyetim.'' deyin.
Kızgınlıklar, kırgınlıklar geçer telafisi olmayan hatalar yapmayın. Sevin, sevilin. Her gün daha da berbat olan bu dünyada iyilik meleği gibi yaşayın. Kendi yüzünüzü güldürün ki başkaları da gülümsesin.
Hayat kısa belki yarın, belki bugün, belki şu an hayat son bulabilir.

22 Nisan 2018 Pazar

''KENDİMİ GECELERE VEREMEM''

En kötü günlerimden çok güzel dersler çıkarttım. Acı çeke çeke çıkarttığım bu dersler ömrüm boyunca beni belki daha kötüsünden koruyacak belki de bu yaşadıklarım henüz en kötüleri değil.
Ama insanlardan daha fazla soğumama sebep oldu. Yeni birileriyle tanışmak, konuşmak gelmiyor içimden hiç. Biri herhangi bir amaçla hafifçe koluma dahi dokunsa irkiliyorum ittiresim geliyor, kaçasım geliyor. O kadar kötü olmuş ki insanlar... Muhabbetleri bomboş, amaçları yok, içlerinde iyilik yok, dürüstlük desen hiç yok.
Ben biten ilişkime bile bu kadar sadıkken karşımdaki insanın yapma dediğim hatta 'Ne olursun yapma!' dediğim şeyleri yapmasına şahit oldum. Absürd olan ise kendisinin de böyle şeylerden hoşlanmadığını düşünmemdi, her şey gibi o da yalanmış demek ki.