6 Aralık 2017 Çarşamba

''KİTAPLARA DOKUNUN''

Uzun bir aradan sonra hepinize merhaba! Umarım günleriniz dolu dolu ve güzel geçiyordur çünkü son zamanlarda ülkemizin de içinde olduğu bu buhranlı dönemi düşünürsek pek iyi şeyler yaşamıyoruz. İnsanların psikolojileri alt üst oldu. Sokaktaki samimiyetin bitmesini geçtim artık aynı ortamda birbirimizin yüzüne bakmaz olduk. Tabi bunda muhabbet edecek insanın kalmaması da büyük bir rol oynuyor. Şahsen yeni birileriyle muhabbet etmek eskisi kadar içimi açmıyor sebebi ise tahmin edeceğiniz gibi bayağı konuların konuşuluyor olması. Hoş devlet meselelerine girince de çıkamıyorsun. Kalkıp onları konuşalım da demiyorum ama biraz kafa gerektiriyor muhabbet etmek, en azından okuyan insan için bu böyle oluyor. Siz bir kitabın sayfalarına dokunarak okurken yanınızda bir başkası 'Of kitap mı okuyacakmışız o dersten? Ne saçma yeaaa, en son 3.sınıfta kitap okudum ben' gibi boş ve saçma cümleler kurabiliyor. Okumuyor olabilirsin ama en azından okuyana, yazarına saygın olsun. Öyle basit kurgulu wattpad hikayeleri değil bu kitaplar. İçinde yaşanmışlık barındırıyor, edebiyatla harmanlanıyor. 
''Buse, Berk'i görünce elindeki Starbucks bardağı bir anda yerle buluştu, her yer 'Double Ristretto Venti Nonfat Chocolate Frappuccino' olmuştu. Berk BMW'sinden iner inmez bu görüntü yüzünden yüzünü ekşitti ve yavaşça Buse'ye doğru yürüdü. Buse hala Berk'e bakıyordu, 'Ne kadar da yakışıklııığğ yhaaa' diye geçirdi içinden...''
Gibi gerçeklikten uzak, basit, saçma sapan hikayeler değiller. 
Günümüzde maalesef ki bu tarz hikayeler daha fazla okuyucuyla buluşuyor fakat buna üzülmüyorum, bu kitapları okuyan insanlarla nereye kadar konuşacağını biliyorsun en azından. 
Mesela geçen Türk Dili dersinde bir etkinlik yaptık. Normalde ilkokulda yapılmış olması gereken bir etkinlik olan 'istasyon sistemi.' Üniversite de böyle bir şeyi yapan hocayı ben kendi adıma tebrik ediyorum fakat ders anlayışı lak laktan ibaret olan 'çoğu' kişi hocaya laf etmekten çekinmedi. 
Burdan bizi kitap okumaya sevk eden, bir haftada en çok sayfa kitabı okuyanları belirleyip o kişilere hediye olarak yine kitap veren bir öğretmenimiz vardı. Her ders hikaye veya şiir yazardık. Hatta bir çok kez okulumuzun dergisinde yayınlanmıştı yazdıklarım. Buna devam etmem gerektiğini belirtmişti. Her zaman bizi teşvik ederdi ve iyi ki de etmiş diyorum şimdilerde. Bunu iyice kavramam işte bu Türk Dili dersinde oldu. Zaten olan bir hikayeyi 6 kişi yeniden yorumlayacaktık. Grup çalışmalarında işte bu yüzden pek iyi değildim, öndeki 3 kadın arkadaşımız da hikayeyi oldu bittiye getirmek istiyordu oysa oratada bir olay vardı, daha başını bile yazmamıştık hikayenin. Onlara da kızmıyorum, belki daha önce yönlendirilmediler veya kitap okumayı hoş bulmuyor olabilirler ama bekledğim biraz olsun mantıklı bir kaç cümleydi. Kalem ve kağıt bendeydi, söylenenleri dinleyip kafamda toparlayarak ortaya bir şeyler çıkarttım en sonunda. Ben orda hikayeyi toparlamaya çalışırken önümdeki çoktan sevgilisine whatsapptan kalpcikler yolluyor, diğer ikisi dedikodu yapıyordu. Yanımda da yazan değerli bir arkadaşım olduğu için biraz daha rahattım. 
Oysa herkes kafasında bir hikaye yaratmalıydı, fikirlerimizi harmanlayıp ortaya 6 kişiden gelen farklı fikirlerden harika bir hikaye çıkartabilirdik, ne yazık ki akıllarında ne bir hikaye vardı ne de edebi bir cümle.
Buna rağmen kalkıp hoca için 'Bu kadının kafasını yaşamak istiyorum, torbacısının numarasını mı istesek?' gibi bir cümle söylediler. Tamam öğrenciler olarak eğlenmeliyiz, komik bir cümle de olabilir, amma abarttın! diyebilirsiniz ama ben de böyle bir etkinliği yapardım öğrencilerime. Okuyan, düşünen insan bu etkinliğin derinde aslında ne kadar faydalı olabileceğini anlar. Derse gelip şu şu sayfalar okunacak diyip çıkmak yerine böyle bir çaba sarf eden bir hocaya, bir kadına böyle bir cümleyi nasıl yakıştırabildiler o da onların karakteri. 
Neyse demem o ki okuyun ve okutun arkadaşlar. Kitaptan bir zarar gelmez. Özellikle çocuklara okutmalıyız kitap. Bu alışkanlık temelden daha kolay kazanılır, kitaplar düşünmeye sevk eder insanı, ders verir. Ben çocukluğumda okuduğum çoğu kitabı hala anımsarım mesela. Bir şeyler yazmaya beni iten belki de öğretmenim sayesinde kazandığım kitap okuma alışkanlığı. Bazen zaman ayırmayarak ben de ihanet ediyorum kitaplara fakat sağolsun yine o değerli arkadaşım kendime getirdi beni. Şu ara güzel gidiyor ve inanın kendimi daha iyi hissediyorum. Hatta Twitter hesabımda okuduğum kitaplardan beğendiğim cümleleri yazıyorum, kendi yazdıklarımın yanında. Bakmak isterseniz diye link bırakıyorum buraya: https://twitter.com/brcusena

Ve kitaplar yanına kahve koyup, fotoğrafını çekip, instagrama attıktan sonra bir kenarda tozlanmamalı,
Kitaplara dokunun, her sayfasına dokunun ve kokusunu içinize çekerek okuyun...
Keyifli okumalar...


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ufak bir not: Eğer kitap okumak isteyip bir türlü başaramıyorsanız öncelikle sizi kitaba bağlayacak türleri seçmenizi tavsiye ederim. Zamanla alışacak ve daha fazla, daha çok, daha farklı kitaplar okumak isteyeceğinizden emin olabilirsiniz. 

Eğer kitap okurken müzik dinlemeyi seviyorsanız da önerilerim:

Brian Crain - Wind - https://www.youtube.com/watch?v=ymWfl86Mybg
Brian Crain- Rain - https://www.youtube.com/watch?v=72xLRYnhxro
Evgeny Grinko - Valse - https://www.youtube.com/watch?v=VYCOg-yglNM

2 yorum:

  1. Double Ristretto Venti Nonfat Chocolate Frappuccino sanırım bu bir içecek

    YanıtlaSil
  2. Öyle imiş kendileri. Googledan yardım alarak buldum :) Bu içeceğin üzerine kitap yazılır.

    YanıtlaSil