15 Aralık 2017 Cuma

''BİRAZ ANLAYIŞ''

'İnsanoğlu neden bu kadar bencil ve düşüncesiz?' diye sorup duruyorum kendime çoğu zaman. Neden bir şeylerin değerini kaybedince anlıyoruz? Neden ona sahipken değerini bilmiyoruz ya da tekrar kazandığımızda kaybettiğimiz zaman yaşadığımız acıyı anında unutup yine hor görüyoruz?
İhanet, yalan, aldatma... İnsanlardan sanırım bu yüzden nefret ediyorum çünkü bu dünyanın başına gelmiş en kötü şey insan. Şeytana pabucunu ters giydirir söz konusu kendisi ise. Yaşadığı yere, nefes almasına sebep olan doğaya bile zarar verir. Sadece insan insana yapmaz kötülüğü, insan doğaya yapar, insan hayvanlara yapar, kendine bile yapar kötülük. 
Hayvanları bu kadar çok sevmemin asıl sebebi bu. Sokaktaki köpeğin biraz başını okşayın anında peşinizden gelmeye başlar. Karnını doyurmasanız bile. Onlar sevgiye aç insanlar ise ilgiye, şöhrete, popülerliğe, güzelliğe, başarıya... 
Sevgi/aşk o kadar ucuz ki artık, bir bardak içkiye bakıyor bazı ilişkiler. Ruhsuz, donuk, tek gecelik... Amip gibi beyinsiz, düşünmeden yaşayıp gidiyor pek çok kişi. 'Ben neden geldim bu hayata, ne yapıyorum, ne yapacağım, sevdiğim insanı mutlu mu ediyorum yoksa üzüyor muyum, kaba bir insan mıyım, bunu neden yaptım, hangi hareketim yanlıştı, hangi cümlem hatalıydı?' diye düşünmeden boş boş günlerini geçiriyorlar. 
Öz eleştiri diye bir şeyin varlığından bi haberler veya 'empati'. Bu arada empati ne ya? Yenilen bir şey mi? 'Ha karnımı doyuruyorsa faydalıdır sonuçta.'
Empati: Kişinin başka bir kişinin istek ve duygularını anlayabilmesi, başka bir kimsenin halini kavrayabilmesi durumu. Kişinin kendisi başka bir bilincin yerine koyarak, söz konu­su bilincin duygularını, isteklerini ve düşün­celerini, onun bu yaşantılarını o anda be etmeksizin. anlayabilmesi yeten kişinin, kendi zihninde ya da içinde, bir kişinin rolünü kabul edip, benimsemesi hali. 

Evet bilmeyen, anlamını kavrayamayanlar için bir de sözlük tanımını verdim empatinin. Eminim biliyorsunuzdur da uygulamak size zor geliyordur. Neden? Çünkü empati kurunca haksız konumda olduğunuzu anlıyorsunuz.
Erkek: Oraya gidemezsin izin vermiyorum
Kadın: Neden ya, ufak bir grup çalışması işte.
Erkek: İstemiyorum dedim o kadar!

Bir süre sonra;

Erkek: Bi şey bi şey buluşması varmış oraya gidiyorum haberin olsun.
Kadın: ...

Neden böyleyiz biz? Neden anlayışlı insanlar olamıyoruz. 'Anlayış' karşılıklı olan bir şey bakın, buna dikkat edin. Sadece tek taraflı alttan almayla olacak iş değil ama alttan alan taraf hep daha çok seven taraf oluyor nedense. 
Diyeceğim o ki sevdikleriniz henüz yanınızdayken onları sevin, sarılın, anlayış gösterin, yokluklarında neler çektiğinizi hiç unutmayın, fedakarlıkları unutmayın, kendi yaptıklarınızı unutmayın, empati kurun, iyilik yapın, destek olun. 
Her gün sizin yanınızda olan kadına, size yemekler yapan kadına başka kadınları anlatma alçaklığında bulunmayın. O başka bir erkeğin adını geçirse cümlesinde sizin ona ne kadar kızacağınızı bile bile yapmayın bunu. 
Ölüm var, her zaman var. Kalp kırmaya değmez, kırgın veda etmeye hiç değmez. 
Kıymet bilin yeter.



---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Boyce Avenue - Here Without You - https://youtu.be/RxWEvV9zYj4

6 Aralık 2017 Çarşamba

''KİTAPLARA DOKUNUN''

Uzun bir aradan sonra hepinize merhaba! Umarım günleriniz dolu dolu ve güzel geçiyordur çünkü son zamanlarda ülkemizin de içinde olduğu bu buhranlı dönemi düşünürsek pek iyi şeyler yaşamıyoruz. İnsanların psikolojileri alt üst oldu. Sokaktaki samimiyetin bitmesini geçtim artık aynı ortamda birbirimizin yüzüne bakmaz olduk. Tabi bunda muhabbet edecek insanın kalmaması da büyük bir rol oynuyor. Şahsen yeni birileriyle muhabbet etmek eskisi kadar içimi açmıyor sebebi ise tahmin edeceğiniz gibi bayağı konuların konuşuluyor olması. Hoş devlet meselelerine girince de çıkamıyorsun. Kalkıp onları konuşalım da demiyorum ama biraz kafa gerektiriyor muhabbet etmek, en azından okuyan insan için bu böyle oluyor. Siz bir kitabın sayfalarına dokunarak okurken yanınızda bir başkası 'Of kitap mı okuyacakmışız o dersten? Ne saçma yeaaa, en son 3.sınıfta kitap okudum ben' gibi boş ve saçma cümleler kurabiliyor. Okumuyor olabilirsin ama en azından okuyana, yazarına saygın olsun. Öyle basit kurgulu wattpad hikayeleri değil bu kitaplar. İçinde yaşanmışlık barındırıyor, edebiyatla harmanlanıyor. 
''Buse, Berk'i görünce elindeki Starbucks bardağı bir anda yerle buluştu, her yer 'Double Ristretto Venti Nonfat Chocolate Frappuccino' olmuştu. Berk BMW'sinden iner inmez bu görüntü yüzünden yüzünü ekşitti ve yavaşça Buse'ye doğru yürüdü. Buse hala Berk'e bakıyordu, 'Ne kadar da yakışıklııığğ yhaaa' diye geçirdi içinden...''
Gibi gerçeklikten uzak, basit, saçma sapan hikayeler değiller. 
Günümüzde maalesef ki bu tarz hikayeler daha fazla okuyucuyla buluşuyor fakat buna üzülmüyorum, bu kitapları okuyan insanlarla nereye kadar konuşacağını biliyorsun en azından. 
Mesela geçen Türk Dili dersinde bir etkinlik yaptık. Normalde ilkokulda yapılmış olması gereken bir etkinlik olan 'istasyon sistemi.' Üniversite de böyle bir şeyi yapan hocayı ben kendi adıma tebrik ediyorum fakat ders anlayışı lak laktan ibaret olan 'çoğu' kişi hocaya laf etmekten çekinmedi. 
Burdan bizi kitap okumaya sevk eden, bir haftada en çok sayfa kitabı okuyanları belirleyip o kişilere hediye olarak yine kitap veren bir öğretmenimiz vardı. Her ders hikaye veya şiir yazardık. Hatta bir çok kez okulumuzun dergisinde yayınlanmıştı yazdıklarım. Buna devam etmem gerektiğini belirtmişti. Her zaman bizi teşvik ederdi ve iyi ki de etmiş diyorum şimdilerde. Bunu iyice kavramam işte bu Türk Dili dersinde oldu. Zaten olan bir hikayeyi 6 kişi yeniden yorumlayacaktık. Grup çalışmalarında işte bu yüzden pek iyi değildim, öndeki 3 kadın arkadaşımız da hikayeyi oldu bittiye getirmek istiyordu oysa oratada bir olay vardı, daha başını bile yazmamıştık hikayenin. Onlara da kızmıyorum, belki daha önce yönlendirilmediler veya kitap okumayı hoş bulmuyor olabilirler ama bekledğim biraz olsun mantıklı bir kaç cümleydi. Kalem ve kağıt bendeydi, söylenenleri dinleyip kafamda toparlayarak ortaya bir şeyler çıkarttım en sonunda. Ben orda hikayeyi toparlamaya çalışırken önümdeki çoktan sevgilisine whatsapptan kalpcikler yolluyor, diğer ikisi dedikodu yapıyordu. Yanımda da yazan değerli bir arkadaşım olduğu için biraz daha rahattım. 
Oysa herkes kafasında bir hikaye yaratmalıydı, fikirlerimizi harmanlayıp ortaya 6 kişiden gelen farklı fikirlerden harika bir hikaye çıkartabilirdik, ne yazık ki akıllarında ne bir hikaye vardı ne de edebi bir cümle.
Buna rağmen kalkıp hoca için 'Bu kadının kafasını yaşamak istiyorum, torbacısının numarasını mı istesek?' gibi bir cümle söylediler. Tamam öğrenciler olarak eğlenmeliyiz, komik bir cümle de olabilir, amma abarttın! diyebilirsiniz ama ben de böyle bir etkinliği yapardım öğrencilerime. Okuyan, düşünen insan bu etkinliğin derinde aslında ne kadar faydalı olabileceğini anlar. Derse gelip şu şu sayfalar okunacak diyip çıkmak yerine böyle bir çaba sarf eden bir hocaya, bir kadına böyle bir cümleyi nasıl yakıştırabildiler o da onların karakteri. 
Neyse demem o ki okuyun ve okutun arkadaşlar. Kitaptan bir zarar gelmez. Özellikle çocuklara okutmalıyız kitap. Bu alışkanlık temelden daha kolay kazanılır, kitaplar düşünmeye sevk eder insanı, ders verir. Ben çocukluğumda okuduğum çoğu kitabı hala anımsarım mesela. Bir şeyler yazmaya beni iten belki de öğretmenim sayesinde kazandığım kitap okuma alışkanlığı. Bazen zaman ayırmayarak ben de ihanet ediyorum kitaplara fakat sağolsun yine o değerli arkadaşım kendime getirdi beni. Şu ara güzel gidiyor ve inanın kendimi daha iyi hissediyorum. Hatta Twitter hesabımda okuduğum kitaplardan beğendiğim cümleleri yazıyorum, kendi yazdıklarımın yanında. Bakmak isterseniz diye link bırakıyorum buraya: https://twitter.com/brcusena

Ve kitaplar yanına kahve koyup, fotoğrafını çekip, instagrama attıktan sonra bir kenarda tozlanmamalı,
Kitaplara dokunun, her sayfasına dokunun ve kokusunu içinize çekerek okuyun...
Keyifli okumalar...


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ufak bir not: Eğer kitap okumak isteyip bir türlü başaramıyorsanız öncelikle sizi kitaba bağlayacak türleri seçmenizi tavsiye ederim. Zamanla alışacak ve daha fazla, daha çok, daha farklı kitaplar okumak isteyeceğinizden emin olabilirsiniz. 

Eğer kitap okurken müzik dinlemeyi seviyorsanız da önerilerim:

Brian Crain - Wind - https://www.youtube.com/watch?v=ymWfl86Mybg
Brian Crain- Rain - https://www.youtube.com/watch?v=72xLRYnhxro
Evgeny Grinko - Valse - https://www.youtube.com/watch?v=VYCOg-yglNM