25 Haziran 2017 Pazar

'YAŞAMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI'

Günün pek çok saatinde durup kendimi ve hayatı sorguluyorum. Bazen sırt çantamı alıp kaçayım diyorum, gideyim uzaklara. Beni kimsenin tanımadığı yerlere gideyim, doğanın hakim olduğu bölgelere. Binaların arasında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum, sorumluluklarımın arasında... Yapmam gerekenler ve yapmamam gerekenler. Her şey seçimler üzerine kurulu. Yaparsam ne olur yapmazsam ne olur diye düşünüp duruyorum. Ben merkezli yazıyorum, çünkü kendimi en iyi ben tanıyorum. Genelleme yapamıyorum. Artık insanlar da çok farklı algılar oluşmaya başladı. Ben öyle düşünmüyorumcular patlayıveriyor bir anda. Ben böyle düşünüyorum ve ben kendi doğrularımla yaşıyorum en azından buna saygı gösterilmeli. 'Saygı' ne kadar eksik olduğumuz bir şey. Görüşlere saygı, fikirlere saygı, hayata saygı, kadına/erkeğe anneye/babaya hatta kardeş'e bile saygı. Böyle olabilsek orta da kavga gürültü de olmaz diye düşünüyorum. Benim yaptığım yanlış olabilir her zaman en doğrusunu ben yaparım ya da bilirim demiyorum zaten ama senin görevin beni kırmadan doğru olanı göstermek. Aldığım tepki ise : " Çok yanlış şeyler yapıyorsun dikkat et hareketlerine!" Ünlem. Evet ünlem. Sevgiyle söylense bu cümle, belki aynı etkiyi yaratmaz bende. Ama şiddetle ve hiddetle hatta bağırarak söylendiğinde hem gururum kırılıyor hem de onurum. Bi çok kişi içinde bu böyle. İnsanların olduğu yerde sorunlar oluyor. Ben saygı göstersem biri çıkıp benim gösterdiğim saygıyı eleştiriyor. Sanane oysa. İstediğime istediğim saygıyı gösteririm. Toplum kurallarıymış. Kimin oluşturduğu kurallar bunlar? Çoğunluğun... azınlık olanlar belki de haklı olanlar? Kime göre neye göre kurallar bunlar? Ben kural falan tanımıyorum ben sadece karşımdakine saygı duyuyorum, sevgi besliyorum en önemlisi empati kuruyorum. Herkes böyle yapsa ortada koyulması gereken bir kural olacağını sanmıyorum.
Mesela bakıyorsunuz kız kardeşi olan erkeklere. Her gün başka bir kızla takılıyor, gururunu incitiyor. Sorsanız kardeşinin sevgilisi olmasına hayatta izin vermez. E o kızların suçu ne? Onlar da bi annenin babanın evladı belki de kız kardeşi. Empati burda hayat kurtarıyor işte. Hayatımda keşke daha sık kullanabilsem bunu. O kadar işe yarıyor ki. Size bir hata mı yapıldı, empati kurdur karşındakine hiç tartışmaya girmeden. Anlıyor ve duruyor. "Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi bir başkasına da yapmamalısın."  Her şey bu kadar basit, açık ve net. Ben bu dediklerime her zaman uyuyorum diyemem, benim de hatalarım var. Yaptığım için pişman olduğum şeyler var ama yapmadığım için pişman olduklarım daha fazla canımı yakıyor. Hayat bir an çok kısa geldi. Düşündüm belki bugün bir şey olucaktı bana ve hayatımı yaşayamayacaktım doya doya. Gitmek istediğim, görmek istediğim yerleri göremeyecektim. O an çevremdeki her şey çok boş geldi fakat hayatın o dayanılmaz ağırlığı, sorumlulukları ve aile yük olmuştu üstümde. Ne nefes alabiliyordum ne de hareket edebiliyordum. İplerimi çözmeliydim ya da kenara çekilmeliydim. Belki bu hiç olmaz belki de yakında başarabilirim. Çünkü artık bu saygısızlıktan, empati kurmaktan aciz insanlardan, bu hayatın ağırlığından bıktım dahası yoruldum. Arada bir nefes alsam yeter, kimsenin olmadığı sokaklarda, ormanlarda, sahillerde... Yeniden toparlanma gücü bulmalıyım.
22.06.17


2 yorum:

  1. Insanlar gercekten empati kurabilse zaten bu bunalimlar en aza inerdi. Hayatin bir doneminde yasadigin bir baska donemde anlamsiz, bir baska doneminde hafif, bir digerinde ders verir nitelikte oluyor. Gelecekten gecmise baktiginda ise sandigindan daha da kisa hayat:)

    YanıtlaSil