1 Aralık 2016 Perşembe

'HAYAT YARIŞIMIZ'

Bazen her şeyi bırakıp gidesim geliyor bu şehirden. Aslında kaçmak istiyorum insanların bencilliginden, kibirinden, yalanlarından. Şehir üstüme üstüme geliyor sanki. Araba gürültüsü, trafik, binalar... hepsi beni boğuyor. Ama bağlı olduğum çok fazla şey var aynı şehirde. Ailem, okulum, sevdiklerim, sevdiğim... Yapamıyorum, hiç birimiz yapamıyoruz. Ormanın içinde bir evim olsa her tarafı cam olan. Tek ulaşım şekli yürüyerek ya da atlarla olsa. Sanırım bu baş ağrılarımda o zaman geçicek. Hatta biraz abartırsak huzurdan bile ölebilirim o zaman.
Düşünsenize bir yere yetişme telaşımız yok, uğraşmamız gereken dersler, almamız gereken yüksek(!) notlar ve en önemlisi insanlar yok. Kimseye kendimizi beğendirme çabası olmadan, belirli kurallar olmadan yaşamak... ama gerçekten yaşamak bu öylesine değil.
Gece kapkaranlık gökyüzüne baktığımızda artık milyonlarca yıldızı da görebiliyor olmak ne kadar da hoş olurdu.
Bunlar hayal gibi geliyor ama zaten hayal. Hepimiz bulunduğumuz bu dünyada daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak için çırpınıyoruz. Doğduğumuz andan itibaren yarış başlıyor. Başlatılıyor daha doğrusu.
'Oğlum/kızım büyüyünce doktor olucak, avukat olucak, çok iyi paralar kazanıcak.'
Bu beynimize daha küçük yaşta o kadar sokuluyor ki, başka meslek yokmuşcasına düşünüyoruz. Büyüdükçe bazı şeyleri anlıyoruz tabi ama o zaman işte gerçek yarış başlıyor. Yüzlerce sınava giriyoruz, yüzlerce stres anı yaşıyoruz. Sırf bu yüzden arkadaşlarıyla arası açılan çok insan tanıyorum. 'Sen beni geçtin ben de seni geçmeliyim!' Diye düşünen. Bu dönemde aile desteği çok önemli bana kalırsa çünkü başarısız olursam aileme ne derim düşüncesi bu stresi iki üç katına çıkartıyor. Geniş bir açıdan baktığımızda aslında en önemli şey sınav değil ama bu yarışta odaklandığımız o oluyor. Başarısız olmayı ne biz ne de ailelerimiz kabullenemiyor. Başarısız oldukça üstümüzdeki baskı artıyor. Aile baskısı, arkadaşlarının daha iyi olmasının yarattığı 'Onlar yaparken ben nasıl yapamam!' Düşüncesi, öğretmenlerin beklentileri...
Böyle bir durumda sağlıklı düşünemiyor insan da haliyle. Ortaokuldaki sınavlar bitiyor, lisedekiler başlıyor ardından büyük, en büyük sınav geliyor 'Üniversite sınavı'. Doktor/avukat olucaktım ben ama şimdi geldiğim yere bak diye düşünüyor insan. Çünkü bu kafasına böyle işlemiş. Doktor/avukat değilsen para kazanmak zor ya da vasifsizsin gibi geliyor. Tabi yaşanan onca stresten sonra üniversiteye 'kapağı atmak' yetiyor bir yerde. Ama sınavlar bitmiyor. Hiç bir zaman bitmeyecek. Üniversite bittiğinde iş için sınavlara giricez, iş bulduktan sonra daha çok para kazanmak, daha iyi yerlere gelmek için sınavlara giricez ve bu böyle devam edicek. Düşündükçe karamsarlığa sürükleyen bu bitmeyen döngünün içinde kayboluyoruz, kişiliğimizi ve benliğimizi de beraberinde sürüklüyoruz. Kesinlikle siyaseti sevmem yapılması da hoşuma gitmez ama Türkiyemizdeki bu berbat eğitim sistemi hepimizi bitiriyor. Tamamen sağlıklı bir psikolojiye sahip değilim bende. Bunu biliyorum çünkü sınavlarımda başarısız olduğumda beynimde bi ağırlık hissediyorum, kendime çok fazla yükleniyorum. 'Nasıl başarılı olamadım!' diye söylenip duruyorum. Kafayı yeme noktasına geliyorum. Böyle bi yarışa bizi sokanlar utansın sadece. Gelecekte daha da kötü olucak çünkü düzeltmek yerine daha da kötü yapıyorlar bu sistemi. Küçücük çocuklar kendini bilmeden sınava giriyorlar. Bizde SBS vardı, şimdi Teog, yarın başka bir şey çıkartırlar. Daha da stresli bi sınav yöntemi. Bütün nesil sınavlarla uğraşırken hayattan ders almayı bıraktı. Hayatında hatalar yapmaya başladı ama sınavında yapamaz hata, başarısız olamaz kesinlikle. İnsanlarla kurduğu ilişkileri zamanla zayıfladı çünkü bu çocuk bir yarışta ve diğerleriyle iyi geçinmek yerine sürtüşmesi gerekiyor. Biraz da hayattan ders almak lazım, bulunduğumuz hayatta da başarılı bireyler olmalıyız. ilişkilerimizle, davranışlarımızla, iyi niyetimizle. Bu yarışta benliğinizi kaybetmemeniz dileğiyle. Herkese başarılar.
Kendinize ve çevrenizdekilere iyi bakın.


-------------------------------------------------------------------

Jason Mraz, James Morrison - Details in the Fabric

1 yorum:

  1. Yarışın sonunda,başladığın kişi değilsen ne anlamı kalır tüm çabanın ve emeğin ?

    YanıtlaSil