18 Aralık 2016 Pazar

"CAN PAZARI, ÖLEN İNSANLIK VE AYLIK ALIŞVERİŞLER"

Bir süredir yazamıyorum nedense. Türkiyemizin üstündeki kara bulutlardan dolayı diyicem ama bu benzetmenin gerçeklik anlamı var artık. Kara bulut, toz, duman, patlayan bombalar. Bunun yanında çaresiz insanlar, çocuklar, küçücük bebekler... İnsanlarla beraber insanlıkta ölüyor, umutlarımızda. Bu maalesef yaşamamamız gereken ama yaşadığımız olaylar silsilesi hakkında konuşmak bile istemiyorum artık. Kelimelerde anlamını yitirdi çünkü. Her olayda söylenenler aynı yaşananlarda aynı. Yaşananlar ve hayatını yaşayamayanlar...

Tepki göstermeliyiz tabii ki ama bana artık bu tepkilerde yapmacık gelmeye başladı. Sanki bu durum sadece gerçekleştiğinde farkına varıp ağzımızı açıyormuşuz gibi geliyor. Aslında her an olabilir, her an ölebilirmişiz gibi yaşıyoruz. Otobüse bindiğimde insanlara bakmadan edemiyorum, yanıma oturan birinin biraz garip hareketlerinden bile şüpheleniyorum istemsizce. Gerçekten inanılır gibi değil, sanki ülkece kabus görüyormuşuz gibi geliyor. Her an bu kabus bazılarımız için gerçeğe dönüşebilir düşüncesi fazlasıyla rahatsız edici ve korkunç. Geriye kalanlar peki?  Bu gerçek kabusla yaşamaya devam edecekler. Babalarıyla oyun oynamak için evde bekleyen küçücük çocuklar babalarının cenazelerine gidiyorlar, babalarının kollarında uyumak, babalarına sıkıca sarılmak yerine tabutlarına sarılıyorlar. Kiminin ise ayağında yırtılmış ayakkabılar... Bunları gördükçe kendi hayatımı sorguluyorum sonra YouTube'da 'Kasım ayı alışverişim!' Tarzında başlıklar görüyorum. Videoyu şaşkınlıkla izliyorum çünkü sadece Kasım ayı alışverişleri bir dolabı dolduracak kadar. Onu geçtim 90 TL ye aldıkları kazağı öve öve bitiremiyorlar. Aylık alışverişleri 1000 TLyi geçiyor ve bu her ay için devam ediyor. 1000 TL ile 1 ay geçinmeye çalışan aileler var. Çocuklarına istediği şeyi almak için ek işte çalışan koca yürekli anneler ve babalar var. Bu videoları çeken insanların ise kocaman evleri, gardropları, arabaları var. En büyük hayalleri yurtdışında ekstra yıldızlı bir otelde tatil yapmak. En büyük sorunları ise bu eşyalarını evlerine/dolaplarına sığdıramamak. Yüzlerine bir ton makyaj yapmaları ve buna benzer şeyler. Bana kalırsa fazlasıyla gereksiz uğraşlar. Şimdi bana karşı çıkıp 'Yapamazlar mı? Sen sanki bir şeyler almıyorsun?' Diyebilirsiniz ama her şeyin bi dozu vardır ki ben benim için gereksiz olucak herhangi bir şey almıyorum.  En pahalı kazağım bile 90 TL değil. Yarısı bile değil. Gidip en pahalı yerlerde yemek yemiyorum. Bunlar yapılabilir ama alışkanlık haline gelmez. Aman ben orda yemek yiyemem, ben Chanel dışında parfüm kullanamam, ucuz kıyafet giyemem gibi tavırlar bana şımarıkça geliyor. O 5-10 tane aldığınız birbirinin benzeri kıyafetleriniz, makyaj malzemeleriniz, kremleriniz çok önemli gerçekten. Kıyafetlerle ve ayakkabılarla dolu giyinme odanızda fotoğraf çekip 'Of nasıl yerleşicek bunlaaar' yazmanızda ayrı bir ironi. Birazını ihtiyacı olan insanlara verseniz hem sizin dolabınız rahatlar, hem de başkalarını mutlu etmiş olursunuz. Neyse bunun üstüne söylenecek çok fazla şey var ama ne desem boş. Yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmekten korkmayın. Verdiğiniz 2-3 kıyafetle kıyafetsiz kalmazsınız, birilerinin yüzünü güldürmüş olursunuz. Kendinize ve insanlığa iyi bakın çünkü insanlık ölmek üzere. Belki de öldü ama ölmemesini umut ediyorum. Tek yapabildiğim bu.
Mutlu, huzurlu, ölümsüz, insani duygularınızla ve iyiliklerle dolu güzel günler diliyorum. Hepimiz için.


-----------------------------------------------------------------
Loïc Nottet - Million Eyes (Anlamlı, paylaşınız ve dikkatli dinleyiniz)

3 yorum:

  1. Ne acı ki insanlık son birkaç soluğunu alıp vermekte

    YanıtlaSil
  2. Canım o kadar güzel anlatmışsın ki. Keşke herkes bizim gibi farkında olsa bazı şeylerin ... insanlar sadece olayların olduğunda değil her zaman birlik olup seslerini çıkartabilseler...

    YanıtlaSil